HMK Madde 32 Kapsamında Yargılamanın konusu, aşağıda hukuki çerçevesi ve uygulamada önem taşıyan başlıklarıyla ele alınmaktadır.
Bir davanın açılmasından hüküm verilmesine kadar geçen süreç yalnızca tarafların sunduğu dilekçe ve delillerden oluşmaz. Duruşmaların düzenli yürütülmesi, gerekli işlemlerin hangi sırayla yapılacağı, delillerin ne zaman toplanacağı ve yargılamayı gereksiz yere uzatan davranışların önlenmesi de gerekir. Bu görevin merkezinde davaya bakan hakim bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında düzenlenen 32. madde, yargılamanın sevk ve idaresini doğrudan hakime bırakmıştır. Hakim yalnızca duruşmayı yönetmekle kalmaz; yargılama düzeninin bozulmasını engellemek amacıyla gerekli tedbirleri de alır. Böylece tarafların hakları korunurken davanın makul ve düzenli biçimde ilerlemesi amaçlanır.
HMK Madde 32 Kapsamında Yargılamanın: HMK Madde 32 Hakime Hangi Yetkileri Verir?
6100 sayılı Kanunun temel yaklaşımına göre yargılamayı hakim sevk ve idare eder. Bu yetki, mahkemenin günlük işleyişinden uyuşmazlığın aydınlatılması için yapılacak işlemlerin sıralanmasına kadar geniş bir alanı kapsar.
32/. madde kapsamında hakimin yargılama düzenini koruma görevinin somut örneklerinden biri de dilekçelere ilişkindir. Okunamayan, uygunsuz veya uyuşmazlıkla ilgisiz bir dilekçeyle karşılaşıldığında hakim tarafın dilekçeyi yeniden düzenlemesi için uygun bir süre verir. İlk dilekçe dosyada kalmaya devam eder. Verilen süre içinde yeni dilekçe hazırlanmazsa aynı işlem için ikinci kez süre tanınmaz.
Bu düzenleme, bir taraftan kişinin mahkemeye başvuru hakkının gereksiz biçimde ortadan kaldırılmasını önlerken diğer taraftan anlaşılmaz veya ilgisiz dilekçelerin yargılamayı sürekli aksatmasını engeller.
Şekli ve Maddi Anlamda Sevk ve İdare Ne Demektir?
Hakimin yargılamayı yönetme faaliyeti şekli ve maddi olmak üzere iki boyutta değerlendirilebilir. Şekli anlamdaki sevk ve idare, yargılamanın teknik ve düzenleyici tarafıyla ilgilidir. Duruşma günlerinin belirlenmesi, tarafların çağrılması, tebligat işlemleri ve duruşmada söz sırasının düzenlenmesi bu kapsamdadır.
Maddi anlamdaki sevk ve idare ise uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasına yönelik işlemleri ifade eder. Örneğin dosyada tanık, bilirkişi ve keşif delilleri bulunuyorsa bunlardan hangisinin önce ele alınacağının belirlenmesi maddi sevk ve idare kapsamında değerlendirilebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2018/582 Esas, 2021/1470 Karar ve 23.11.2021 tarihli kararında da hakimin soru sorması ile tarafların dayandıkları delillerin toplanmasının yargılamanın sevk ve idaresi görevinin bir sonucu olduğu belirtilmiştir.
Hakim Duruşma Düzenini Nasıl Sağlar?
Duruşmanın hangi sırayla yürütüleceği, taraflara veya vekillerine ne zaman söz verileceği ve konu dışı müdahalelerin nasıl önleneceği hakim tarafından belirlenir. Tarafların birbirlerinin sözünü kesmesi, uyuşmazlıkla bağlantısı bulunmayan açıklamalara yönelmesi veya duruşmanın düzenini bozması halinde hakim gerekli müdahalede bulunabilir.
Aynı yetki duruşma tutanağına geçirilecek açıklamaların düzenli biçimde alınmasını da kapsar. Amaç, taraflardan birini avantajlı veya dezavantajlı hale getirmek değil, yargılamanın denetlenebilir ve sağlıklı şekilde ilerlemesini sağlamaktır.
Delillerin Toplanma Sırasına Hakim Karar Verebilir mi?
Dosyada birden fazla delil bulunduğunda bütün delillerin aynı anda incelenmesi her zaman mümkün veya gerekli değildir. Hakim, uyuşmazlığın niteliğini dikkate alarak tanıkların önce dinlenmesine, ardından bilirkişi incelemesine geçilmesine veya başka bir delilin öncelikle toplanmasına karar verebilir.
Bu sıralama gereksiz işlemlerin tekrarlanmasını önleyebilir. Örneğin tanık beyanları alınmadan yaptırılacak bir bilirkişi incelemesinin daha sonra yeniden yapılması gerekecekse hakim önce tanıkları dinleyerek yargılama giderlerinin ve zaman kaybının azaltılmasını sağlayabilir.
Usul Ekonomisi ile Sevk ve İdare Arasındaki İlişki
30. madde, hakime yargılamanın makul sürede ve düzenli biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlama görevi yükler. Sevk ve idare yetkisi ise bu amacın uygulanmasını sağlayan temel araçlardan biridir.
Hakimin dosyanın durumunu dikkate almadan sürekli duruşma ertelemesi, gereksiz delil işlemlerine izin vermesi veya tamamlanabilecek işlemleri farklı celselere bırakması usul ekonomisiyle bağdaşmayabilir. Buna karşılık delillerin uygun sırayla toplanması ve gereksiz usul işlemlerinin engellenmesi davanın daha verimli yürütülmesini sağlar.
Tarafların Dürüst Davranma Yükümlülüğü
Yargılamanın düzenli biçimde yürütülmesi yalnızca hakimin görevi değildir. 29. madde, taraflara dürüstlük kuralına uygun davranma ve davaya ilişkin vakıaları gerçeğe uygun şekilde açıklama yükümlülüğü getirir.
Bir tarafın sürekli aynı konuları içeren dilekçeler vermesi, gerçeğe uygun olmayan mazeretlerle duruşmaları geciktirmeye çalışması veya delilleri yargılamayı uzatacak biçimde parça parça sunması halinde hakim sevk ve idare yetkisini kullanabilir. Ek süre taleplerinin daha sıkı değerlendirilmesi veya ilgisiz taleplerin reddedilmesi bu kapsamda gündeme gelebilir.
Hakimin Davayı Aydınlatma Ödevi Nerede Başlar ve Biter?
Sevk ve idare yetkisinin önemli sınırlarından biri taraflarca getirilme ilkesidir. 31. madde hakime, uyuşmazlığın aydınlatılması için gerekli gördüğü durumlarda taraflara soru sorma, açıklama yaptırma ve delil gösterilmesini isteme imkanı tanır.
Ancak hakim bu yetkiden hareket ederek taraflardan hiçbirinin ileri sürmediği yeni bir vakıayı kendiliğinden davaya dahil edemez. Davayı aydınlatmak ile taraflardan biri adına yeni bir iddia oluşturmak birbirinden farklıdır.
Bu nedenle hakimin sevk ve idare yetkisi hem davayı etkin şekilde yönetmesine imkan veren bir yetki hem de tarafların belirlediği uyuşmazlık sınırlarına saygı göstermesini gerektiren bir sorumluluktur.
Sevk ve İdare Yetkisinin Yanlış Kullanılması Kararı Etkiler mi?
Hakimin yargılamayı yönetirken tarafların hukuki dinlenilme hakkını gözetmesi gerekir. 27. madde kapsamında tarafların yargılamadan haberdar olması, açıklama ve ispat hakkını kullanabilmesi ve mahkemenin bu açıklamaları değerlendirmesi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/2800 Esas, 2022/4794 Karar ve 13.06.2022 tarihli kararında bu sınır somut biçimde ortaya konulmuştur. İncelenen olayda yeni duruşma gününün tarafa tebliği ile duruşma arasında yalnızca 2 günlük süre bulunması ve ardından dosyanın işlemden kaldırılması hukuka aykırı görülmüştür.
Kararda hukuki dinlenilme hakkı, usul ekonomisi ve yargılamanın sevk ve idaresine ilişkin hükümler birlikte değerlendirilmiş ve kararın bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu yaklaşım, hakimin yargılamayı hızlandırma yetkisinin tarafın savunma ve açıklama hakkını ortadan kaldıracak şekilde kullanılamayacağını göstermektedir.
Taraflar Açısından Sevk ve İdare Yetkisinin Önemi
Hakimin sevk ve idare yetkisi tarafların dava stratejisini ve yargılamanın fiili akışını doğrudan etkileyebilir. Özellikle şu konular uygulamada önem taşır:
- Duruşmaların hangi gerekçelerle ertelendiği,
- Delil sunma sürelerinin nasıl uygulandığı,
- Tanık, bilirkişi ve keşif işlemlerinin sıralaması,
- Ek süre taleplerinin değerlendirilme biçimi,
- Tekrar veya ilgisiz nitelikteki dilekçelere nasıl yaklaşılacağı.
Kanun hakime belirli bir takdir alanı tanıdığı için her dosyada aynı yöntem uygulanmayabilir. Ancak bu takdir yetkisi 30. madde, 31. madde, 27. madde ve dürüstlük kuralı gibi diğer usul ilkeleriyle birlikte kullanılmalıdır.
Yargılamanın Sevk ve İdaresi Hakkında Sık Sorulan Sorular
Yargılamanın sevk ve idaresi kime aittir?
Yargılamanın nasıl ve hangi düzen içerisinde ilerleyeceğini belirleme görevi davaya bakan hakime aittir. Taraflar iddia, savunma ve delillerini sunarken sürecin usule uygun biçimde ilerlemesini hakim sağlar.
Hakimin sevk ve idare yetkisi sınırsız mıdır?
Hayır. Hakim tarafların ileri sürmediği yeni vakıaları kendiliğinden davaya dahil edemez ve sevk yetkisini tarafların hukuki dinlenilme hakkını ihlal edecek biçimde kullanamaz.
Usul ekonomisi ile sevk ve idare aynı kavram mıdır?
Hayır. Usul ekonomisi yargılamanın gereksiz gider ve gecikme olmaksızın sonuçlandırılması amacını ifade eder. Sevk ve idare ise bu amacın gerçekleştirilebilmesi için hakimin kullandığı yönetim yetkisidir.
Okunamayan veya ilgisiz dilekçeye ne olur?
Hakim dilekçenin yeniden düzenlenmesi için uygun süre verir. İlk dilekçe dosyada kalır. Tanınan sürede yeni dilekçe verilmezse aynı amaçla ikinci kez süre verilmez.
Sonuç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında yargılamanın sevk ve idaresi hakimin temel görevlerinden biridir. Bu yetki; duruşmaların düzenlenmesini, delillerin uygun sırayla toplanmasını, gereksiz işlemlerin önlenmesini ve tarafların yargılamayı sürüncemede bırakacak davranışlarının denetlenmesini kapsar.
Bununla birlikte hakimin amacı yalnızca davayı hızlı sonuçlandırmak değildir. Yargılamanın düzenli ve ekonomik ilerlemesi sağlanırken tarafların açıklama, ispat ve savunma hakları korunmalıdır. Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere sevk ve idare yetkisi, hakime geniş bir yönetim alanı tanıdığı kadar bu yetkinin adil yargılanma ve hukuki dinlenilme ilkelerine uygun kullanılmasını da zorunlu kılar.