Türk icra hukukunda temel kural, mahkeme kararlarının icraya konulabilmesi için kesinleşmelerinin beklenmemesidir. Buna rağmen bazı ilamların konusu mülkiyet hakkı, aile ve şahıs hukuku, yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de infazı veya ceza hükümlerinin mali sonuçları gibi geri dönüşü güç alanlara ilişkindir. Bu nedenle kesinleşmeden icraya konulamayan kararlar nelerdir sorusunun doğru cevaplanması, hem alacaklının gereksiz takip masrafından kaçınması hem de borçlunun hukuka aykırı icra işlemlerine maruz kalmaması bakımından önemlidir.
Kesinleşmesi zorunlu bir karar, üzerinde kesinleşme şerhi bulunmadan ilamlı icraya konu edilirse takip usule aykırı hale gelebilir. Böyle bir durumda takip işlemleri şikâyet yoluyla denetlenebilir ve şartları varsa takibin iptali gündeme gelebilir. Buna karşılık para alacağı, işçilik alacağı veya kira ilişkisinden doğan bazı tahliye kararlarında kural olarak kararın kesinleşmesi beklenmez; borçlu icranın durmasını istiyorsa kanunda öngörülen icranın geri bırakılması yoluna başvurmak zorundadır.
Kesinleşme Nedir?
Kesinleşme, bir mahkeme kararının olağan kanun yollarıyla artık değiştirilemez hale gelmesidir. Usul hukukunda buna şekli anlamda kesin hüküm de denir. Kararın kesinleşmesi için istinaf veya temyiz süresinin geçirilmiş olması, tarafların kanun yolundan feragat etmesi ya da üst mahkemenin başvuruyu sonuçlandırması gibi durumlardan biri gerçekleşebilir.
Kararın kesinleştiği, hükmü veren mahkemenin düzenlediği kesinleşme şerhiyle resmi olarak gösterilir. Kesinleşme şerhi, özellikle kanunun infaz için kesin hüküm aradığı dava türlerinde icra müdürlüğüne sunulması gereken temel belgelerdendir.
Kesinleşme yalnızca yargılamanın sona erdiğini gösteren teknik bir işlem değildir. Mülkiyet, kişisel durum, aile düzeni ve kamu düzeni gibi alanlarda yanlış veya sonradan kaldırılabilecek bir hükmün erken uygulanmasını önleyen hukuki güvence niteliğindedir.
Kesinleşmeden İcraya Konulamayan Kararlar Nelerdir?
Genel kural kararların kesinleşmeden icra edilebilmesi olmakla birlikte, kanunda veya kararın niteliğinde kesinleşme şartı öngörülmüşse takip başlatılmadan önce hükmün kesinleşmesi gerekir. Başlıca karar grupları şunlardır:
- Taşınmazın aynına ve tapu sicilini değiştiren ayni haklara ilişkin kararlar,
- Boşanma, evliliğin iptali, soybağı ve şahsın hukukuna ilişkin statü kararları,
- Menfi tespit ve bazı tespit kararlarının mali sonuçları,
- Hizmet tespiti kararları,
- Kira bedelinin tespitine ilişkin kararlar,
- Ceza mahkemesi ilamlarının mahkûmiyete bağlı mali sonuçları,
- Yabancı mahkeme kararlarının tenfizine ilişkin hükümler,
- Sayıştay tarafından verilen tazmin hükümleri,
- Özel mevzuat gereğince kesinleşme şartına bağlanmış diğer kararlar.
Bu liste değerlendirme yapılırken kararın yalnızca başlığına değil, hüküm fıkrasının niteliğine bakılması gerektiğini de gösterir. Aynı ilamın bazı bölümleri kesinleşmeden icra edilebilirken bazı bölümleri asıl hükme bağlı olarak kesinleşme bekleyebilir.
Mahkeme Kararları Genel Olarak Kesinleşmeden İcraya Konulabilir mi?
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu sisteminde genel yaklaşım, ilamların kesinleşmeden icra edilebilir olmasıdır. Para borcuna ilişkin mahkeme kararları, pek çok işçilik alacağı ve kira ilişkisine dayalı tahliye kararları bu genel kurala örnektir.
Borçlunun karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurması tek başına icrayı durdurmaz. Kesinleşme şartı aranmayan bir ilamın icrasını durdurmak isteyen borçlu, 36. madde kapsamında icranın geri bırakılması yoluna başvurabilir ve gerekli şartları yerine getirmelidir.
Buna karşılık kanunen kesinleşmesi zorunlu bir karar bakımından tehir-i icra sürecinin işletilmesine gerek yoktur. Çünkü bu karar zaten kesinleşmeden takip konusu yapılamaz.
Kesinleşme Şartı Neden Önemlidir?
Kesinleşme şartı, özellikle uygulanması halinde geri döndürülmesi zor sonuçlar yaratabilecek kararlar bakımından önem taşır. Taşınmaz tapusunun değiştirilmesi, bir evliliğin sona erdiğinin nüfusa işlenmesi veya yabancı bir ilamın Türkiye’de zorla icra edilmesi gibi işlemler, karar sonradan kaldırılırsa üçüncü kişiler bakımından da karmaşık sonuçlar doğurabilir.
Kesinleşme şartının başlıca işlevleri şunlardır:
- Telafisi güç veya imkânsız zararları önlemek,
- Mülkiyet hakkını korumak,
- Aile ve şahıs hukukunda hukuki statü değişikliklerini kesin hükme bağlamak,
- Kamu düzenini ve hukuki istikrarı sağlamak,
- Yanlış veya eksik bir hüküm kesinleşmeden cebri icraya geçilmesini engellemek.
Kesinleşmesi Gereken Karar Erken İcraya Konulursa Ne Olur?
Kanunun kesinleşmeyi zorunlu tuttuğu bir ilamın kesinleşmeden icra takibine konulması usule aykırıdır. Böyle bir takip bakımından icra müdürünün ve icra mahkemesinin rolü önemlidir.
İcra müdürünün kesinleşme şartını kendiliğinden denetleyip denetleyemeyeceğine ilişkin Yargıtay kararlarında farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 12.04.2012 tarihli, 2011/27930 E., 2012/12163 K. sayılı kararında icra müdürünün kesinleşmeyi resen denetleyemeyeceği yönünde değerlendirme yer almıştır. Buna karşılık Hukuk Genel Kurulunun 2017/2833 E., 2020/855 K. sayılı yaklaşımında açıkça kesinleşme şartı taşıyan ilamlarda icra müdürünün bu hususu dikkate alarak talebi reddedebileceği kabul edilmiştir.
Kesinleşme şartına aykırı takip kamu düzeniyle bağlantılı görüldüğünde borçlu 16. madde kapsamında şikâyet yoluna başvurabilir. Şikâyetin kabulü halinde takip iptal edilebilir ve yapılan haciz veya diğer takip işlemleri de bu sonuca bağlı olarak etkilenir.
Usulsüz takip yüzünden borçlunun zarara uğraması halinde genel hükümler kapsamında tazminat sorumluluğu da gündeme gelebilir. Ayrıca haksız takip nedeniyle yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yükü doğabilir.
Taşınmazın Aynına İlişkin Kararlar Kesinleşmeden İcra Edilir mi?
Taşınmazın mülkiyetini, tapu kaydını veya ayni haklarını doğrudan değiştiren kararlar kesinleşmeden infaz edilemez. Bu kuralın dayanaklarından biri Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamındaki 350. madde ve 367. madde düzenlemeleridir. Aynı konu eski kanun sisteminde 443. madde ve özellikle 4. fıkra çerçevesinde de ifade edilmiştir.
Taşınmazın aynına ilişkin kararlara örnek olarak tapu iptali ve tescil, mülkiyetin tespiti, ipotek ve irtifak hakkının kurulması veya kaldırılması gibi doğrudan ayni hak üzerinde sonuç doğuran hükümler gösterilebilir.
Uygulamada madde numaraları kimi metinlerde 367/. madde veya 443/. madde biçiminde yazılabilse de hukuki değerlendirme ilgili HMK hükümleri üzerinden yapılır.
Tapu İptali ve Tescil Kararları
Tapu iptal ve tescil hükmü taşınmazın malikini doğrudan değiştirdiğinden karar kesinleşmeden Tapu Müdürlüğü nezdinde infaz edilemez. Kesinleşme şerhinin aranmasının amacı, üst mahkemece kaldırılabilecek bir hükme dayanarak tapunun değiştirilmesini ve taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesiyle geri dönüşü zor zararlar doğmasını önlemektir.
El Atmanın Önlenmesi ve Ecrimisil
Taşınmaza müdahalenin önlenmesine ilişkin kararlar ayni hakla doğrudan bağlantılı olduğunda kesinleşme şartına tabi tutulabilir. Ecrimisil alacağı da aynı hükmün eki olarak verildiğinde asıl hükmün hukuki rejimine bağlı biçimde değerlendirilebilir.
Ecrimisil, taşınmazın hak sahibinin rızası ve geçerli bir hukuki sebep olmaksızın kullanılması nedeniyle talep edilen tazminattır. Taşınmazın aynına ilişkin hükme bağlı bulunduğu durumlarda karar kesinleşmeden icra takibi yapılmaması gerekir.
Kat Mülkiyetinden Doğan Kararlar
Kat mülkiyeti uyuşmazlığı doğrudan mülkiyet veya taşınmaz üzerindeki ayni hakkı değiştiriyorsa hükmün kesinleşmesi beklenir. Buna karşılık her kat mülkiyeti uyuşmazlığının otomatik biçimde aynı sonucu doğurduğu düşünülmemeli; hüküm fıkrasının ayni hak üzerinde değişiklik yapıp yapmadığı incelenmelidir.
Tahliye Kararları Kesinleşmeden İcra Edilebilir mi?
Kira ilişkisinden doğan tahliye kararı, taşınmazın mülkiyetini değiştirmediği için kural olarak taşınmazın aynına ilişkin hüküm sayılmaz. Bu nedenle tahliye ilamının icrası için kesinleşme şartı aranmaz.
Kiracının karara karşı kanun yoluna başvurması da tek başına tahliyeyi durdurmaz. Borçlu şartlarını sağlıyorsa icranın geri bırakılmasını talep edebilir. Tahliye kararının icrası için kararın kiracıya tebliğinden sonra on gün geçmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Aile ve Şahıs Hukuku Kararlarında Kesinleşme Şartı
Boşanma, evliliğin iptali, soybağı, ad değişikliği, yaş düzeltme, gaiplik veya kişisel statüde değişiklik oluşturan benzeri kararlar kesinleşmeden nüfus ve icra bakımından sonuç doğurmaz. Bunun temel nedeni kişinin hukuki statüsünün sonradan geri alınması çok güç sonuçlar yaratabilmesidir.
Örneğin boşanma kararı kesinleşmeden nüfus kaydına işlenip taraflardan biri yeniden evlenirse, ilk hükmün daha sonra kaldırılması aile düzenini ve üçüncü kişilerin haklarını etkileyebilir. Bu nedenle statü değişikliği yaratan hükmün kesinleşmesi beklenir.
Boşanmaya Bağlı Maddi ve Manevi Tazminat
Boşanma kararının eki niteliğindeki maddi ve manevi tazminat kalemleri, asıl boşanma hükmünün fer’isi olduğunda kural olarak onun hukuki kaderine bağlıdır. Bu nedenle asıl boşanma kararı kesinleşmeden bu tazminat kalemlerinin ilamlı icraya konulması mümkün görülmez.
Buna karşılık bağımsız bir maddi veya manevi tazminat davasında verilen para alacağı hükmü, özel bir kesinleşme şartı yoksa genel kurala göre kesinleşmeden icraya konu edilebilir.
Velayet ve Kişisel İlişki Kararları
Çocuğun velayeti veya kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hükümler çocuk ve aile statüsü üzerinde doğrudan etki yarattığından kesinleşme şartıyla bağlantılı değerlendirilir. Burada çocuğun üstün yararı ve hukuki durumun istikrarlı hale gelmesi önem taşır.
Nafaka Kararları Kesinleşmeden İcra Edilebilir mi?
Nafaka, aile hukukundaki kesinleşme kuralının önemli istisnalarından biridir. Özellikle dava devam ederken verilen tedbir nafakası ara karar niteliğinde olmasına rağmen derhal uygulanabilir. Alacaklının barınma, beslenme ve diğer temel ihtiyaçlarının yargılama sonuna kadar bekletilmemesi amaçlanır.
Dava sonunda hükmedilen nafakanın icrası bakımından nafakanın niteliği ve hükümle ilişkisi ayrıca değerlendirilmelidir. Uygulamada tedbir nafakasının kesinleşme beklenmeksizin icrası kabul edilir. İştirak ve yoksulluk nafakalarının boşanma hükmünün eki olarak verildiği dosyalarda ise kararın hangi bölümünün ne zaman infaz edilebileceği hüküm fıkrasına göre değerlendirilmelidir.
Nafaka borçları yönünden icranın geri bırakılması konusunda da diğer para alacaklarından farklı sınırlamalar bulunmaktadır. Bu nedenle boşanma ilamındaki nafaka ile maddi-manevi tazminat kalemleri birbirine karıştırılmamalıdır.
Menfi Tespit Kararları Kesinleşmeden İcra Edilebilir mi?
2004 sayılı Kanun içindeki 72. madde, menfi tespit davasının icra takibiyle ilişkisini düzenler. Borçlu olmadığını ileri süren kişinin açtığı bu davada kararın kabul veya reddine göre farklı sonuçlar ortaya çıkar.
Menfi tespit davasının reddiyle birlikte alacaklı lehine hükmedilen %20 tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri gibi fer’i kalemler bakımından kararın kesinleşmesi aranır. Böylece henüz üst mahkeme denetiminden geçmemiş bir ret kararına dayanılarak ek mali yükümlülüklerin tahsil edilmesi önlenir.
Davanın kabulünde borçsuzluk tespit edilmiş olur. Bu karar mevcut takibin akıbetini etkiler. Borçludan daha önce tahsil edilmiş paranın geri alınması veya tazminat gibi sonuçlar bakımından da kararın kesinleşmesi önem taşır.
Tespit Davası Kararları İcraya Konulabilir mi?
Tespit hükmü yalnızca bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığını ya da yokluğunu belirler. Bir şeyi verme, yapma veya ödemeye yönelik eda emri içermediği için salt tespit ilamı kural olarak cebri icra yoluyla yerine getirilemez.
Tespit kararındaki vekâlet ücreti ve yargılama giderleri gibi fer’i alacakların ne zaman icra edileceği ise asıl hükmün kesinleşme rejimine bağlıdır. Esas tespit kesinleşmeden infaz edilemiyorsa fer’i kalemler de ayrı şekilde erkenden takip konusu yapılmamalıdır.
Bu konuda 72. madde yanında uygulamada tespit hükümlerinin icra kabiliyeti ayrıca değerlendirilir.
İşe İade ve Hizmet Tespiti Kararları
İşçilik alacaklarının önemli bölümü para alacağı niteliğinde olduğu için kural olarak kesinleşmeden icra edilebilir. Ancak işe iade ve hizmet tespiti kararları farklı özellik taşır.
İşe iade kararları tespit niteliği ağır basan hükümlerdendir. İş Kanunu bağlantılı 21. madde çerçevesinde işe iadeye ilişkin hükmün ve buna bağlı vekâlet ücreti gibi kalemlerin kesinleşme durumu ayrıca değerlendirilir.
Hizmet tespiti davalarında ise 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri önemlidir. 4. madde ve 2. fıkra kapsamında, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından uygulanacak hizmet tespiti kararlarının kesinleşmeden icra edilemeyeceği belirtilmektedir.
Mal Rejimi ve Katılma Alacağı Kararları
Boşanma kararının kendisi kesinleşme şartına tabi olsa da mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağı ve katkı payı gibi para alacakları ayrı değerlendirilir. Türk Medeni Kanunu’ndaki 227. madde bağlantılı mal rejimi alacaklarında, karar para alacağı niteliği taşıyorsa kesinleşmeden icra edilebilirlik gündeme gelebilir.
Bu ayrım, aile hukukuyla ilgili her para alacağının otomatik biçimde boşanma hükmünün kesinleşmesini beklemediğini gösterir.
Kira Tespit Kararı Kesinleşmeden İcra Edilebilir mi?
Kira tespit davasında mahkeme kiracının ödemesi gereken yeni kira bedelini belirler. Ancak bu karar doğrudan belirli bir miktarın ödenmesine yönelik klasik bir eda hükmü değildir. Bu nedenle yalnızca kira tespit ilamına dayanarak birikmiş kira farkları için ilamlı icra takibi başlatılması mümkün değildir.
Yargıtay uygulamasında kira bedeli tespit kararının kesinleşmesi, yeni bedelin belirgin ve talep edilebilir hale gelmesi bakımından önemlidir. Karar kesinleşmeden bu bedel üzerinden kira farkı talep edilmesi veya temerrüde dayalı tahliye işlemi yapılması hukuki sorun yaratabilir.
Bu yaklaşımın geçmişteki dayanakları arasında 18.11.1964 tarihli 2/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile 12.11.1979 tarihli 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı bulunmaktadır. Kira ilişkisinin eski 6570 sayılı Kanun dönemindeki uygulaması ve 11. madde düzenlemesi de bu tartışmalarda önem taşımıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E. 2013/1419, K. 2015/829, T. 18.2.2015 tarihli kararında da kira tespit hükmünün kesinleşmesi ile kira farkı alacağının belirgin hale gelmesi arasındaki ilişki ele alınmıştır. Uyuşmazlıkta 31.12.2007 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kira bedeli tespiti talep edilmiş, takibin 27.01.2009 tarihinde yapılması ve tespit kararının bu tarihten sonra kesinleşmesi önem taşımıştır.
Kira tespit hükmünün eklentisi olan vekâlet ücreti ve yargılama giderleri de esas kararın kesinleşme rejimine bağlıdır.
Ceza Mahkemesi Kararları Kesinleşmeden İcraya Konulabilir mi?
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun sisteminde ceza mahkûmiyetinin infazı için hükmün kesinleşmesi gerekir. Bu kural yalnızca hapis cezası yönünden değil, mahkûmiyet hükmüne bağlı bazı mali sonuçlar bakımından da önemlidir.
Adli para cezası, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti gibi kalemler asıl ceza hükmünün eklentisi olduğunda mahkûmiyet kesinleşmeden icra edilemez. Aynı şekilde ceza davasında karara bağlanan şahsi hak niteliğindeki tazminatların infazında da hükmün hukuki akıbeti dikkate alınır.
Ceza kararı üst mahkemece kaldırılır veya bozulursa buna bağlı mali sonuçların da değişmesi mümkün olduğundan kesinleşme şartı hukuki güvenlik işlevi görür.
Yabancı Mahkeme Kararları Türkiye’de Nasıl İcra Edilir?
Yabancı bir mahkeme kararı, verildiği ülkede kesinleşmiş olsa dahi Türkiye’de doğrudan icra dairesine sunulamaz. Bunun için öncelikle Türk mahkemelerinden tenfiz kararı alınması gerekir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun bu sürecin temel düzenlemesidir. 5718 sayılı Kanun kapsamında tanıma, yabancı kararın kesin delil veya kesin hüküm etkisinin kabul edilmesini; tenfiz ise kararın Türkiye’de cebri icra yoluyla yerine getirilebilmesini sağlar.
Tenfiz davasının yalnızca kazanılmış olması yeterli değildir. Türk mahkemesinin verdiği tenfiz kararının da kesinleşmesi gerekir. Kesinleşme sonrasında yabancı ilam Türkiye’de icra edilebilir hale gelir. Bu konuda 57. madde temel hükümlerden biridir.
Tenfiz kararı kesinleşmeden cebri icra yapılamasa da alacaklının şartları varsa ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir gibi geçici hukuki korumalara başvurması mümkündür.
Sayıştay İlamları Kesinleşmeden İcra Edilebilir mi?
6085 sayılı Sayıştay Kanunu kapsamında Sayıştay dairelerinin kamu zararına ilişkin tazmin hükümlerinin infaz edilebilmesi için kesinleşme gerekir. 6085 sayılı Kanun uyarınca kanun yolu süreci tamamlanmadan kamu görevlisine karşı cebri tahsil aşamasına geçilmemesi hukuki güvenlik açısından önemlidir.
Karar kesinleştikten sonra ilgili idareye veya saymanlığa gönderilir ve tahsil süreci genel hükümler çerçevesinde yürütülür. Sayıştay Temyiz Kuruluna başvuru veya karar düzeltme gibi yollar kararın kesinleşmesini etkileyebilir.
Kamu Denetçiliği Kurumu Kararları İcraya Konulabilir mi?
Kamu Denetçiliği Kurumu kararları mahkeme ilamı değil, tavsiye niteliğinde işlemlerdir. Bu nedenle bu kararlar kesinleşmiş olsa dahi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu kapsamında doğrudan ilamlı icraya dayanak oluşturmaz.
İdare tavsiye kararına uymazsa hak sahibi somut uyuşmazlığa göre yargı yoluna başvurabilir. Cebri icra, ancak daha sonra alınacak ve niteliği gereği icraya elverişli bir mahkeme kararı üzerinden yürütülebilir.
Marka ve Patent Davalarında Kesinleşme
Marka veya patent hakkının varlığını, hükümsüzlüğünü, iptalini veya sicil durumunu doğrudan etkileyen bazı mahkeme kararları kesinleşme şartına tabi olabilir. Bunlar arasında markanın hükümsüzlüğü, markanın iptali, Türk Patent ve Marka Kurumu kararlarının iptali, patent hükümsüzlüğü, patent isteme hakkının gaspı ve patentin gaspına ilişkin uyuşmazlıklar yer alabilir.
Marka hakkına tecavüzün meni veya ref’i gibi taleplerde ise hüküm fıkrasındaki eda ve tespit unsurlarının niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Kesinleşme Şartının Temel Hukuki Dayanakları
Kesinleşmeden icraya konulamayacak kararlar tek bir kanunda toplanmamıştır. Genel ve özel mevzuattaki çeşitli hükümler birlikte değerlendirilir.
- Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında 350. madde ve 367. madde,
- Eski usul sistemiyle bağlantılı 443. madde ve 4. fıkra,
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu kapsamında 32. madde, 36. madde, 40. madde ve 16. madde,
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun,
- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun,
- 6085 sayılı Sayıştay Kanunu,
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu.
32. madde, ilamlı icranın temel başlangıç hükmüdür ve genel olarak ilamın icra dairesine verilmesiyle takibin başlatılabileceğini düzenler. 36. madde kesinleşme aranmayan kararlarda icranın geri bırakılması mekanizmasını sağlar. 40. madde ise ilamın kanun yolu sonucunda kaldırılması veya bozulmasının icra işlemlerine etkisini düzenler.
Kesinleşme Şerhi Nasıl Alınır ve Takipte Nasıl Kullanılır?
Bir kararın kesinleştiğinin icra dosyasında gösterilebilmesi için hükmü veren mahkemeden kesinleşme şerhi alınır. Kanun yolu süresinin geçirilmesi, tarafların başvurudan feragat etmesi veya istinaf-temyiz incelemesinin tamamlanması sonrasında mahkeme kalemi kararın hangi tarihte kesinleştiğini kayda geçirir. Kesinleşmenin zorunlu olduğu ilamlarda icra talebi yapılırken bu şerhin bulunması takip şartının yerine getirildiğini gösterir.
Kesinleşme şerhi, kararın maddi anlamda her türlü uyuşmazlığı sonsuza kadar ortadan kaldırdığı anlamına gelmez; burada esas olarak kararın olağan kanun yollarından geçerek icra bakımından değiştirilemez hale gelmesi söz konusudur. Bu nedenle icra müdürlüğü bakımından önemli olan, takip dayanağı ilamın kanunun aradığı şekilde infaza elverişli olup olmadığıdır.
Karar Kanun Yolunda Kaldırılır veya Bozulursa İcra Ne Olur?
Kesinleşmeden icra edilebilen bir karar hakkında takip başladıktan sonra kararın Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılması veya Yargıtay tarafından bozulması mümkündür. 40. madde bu durumun icra işlemlerine etkisini düzenleyen temel hükümlerden biridir. Üst mahkeme kararı nedeniyle ilamın dayanağı ortadan kalkarsa icranın devam edip etmeyeceği ve önceki işlemlerin eski hale getirilmesi ayrıca değerlendirilir.
Bu durum, kesinleşme şartı ile icranın geri bırakılması arasındaki farkı da gösterir. Genel kurala göre hemen icra edilebilen bir hüküm daha sonra değiştirilebilir. Borçlu bu riski önlemek istiyorsa kanun yoluna başvurmanın yanında 36. madde kapsamındaki korumayı sağlamalıdır. Kesinleşmesi zorunlu ilamlarda ise karar zaten bu aşamaya gelmeden takip konusu yapılamaz.
Özel Kanunlardaki Kesinleşme Kuralları Nasıl Değerlendirilir?
Bir kararın kesinleşmeden icra edilip edilemeyeceğini belirlerken yalnızca Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine bakmak yeterli olmayabilir. İş, ceza, milletlerarası özel hukuk ve kamu maliyesi alanlarında özel kanun hükümleri genel kurala istisna getirebilir.
Bu nedenle somut uyuşmazlıkta uygulanacak özel kanunun 5. madde, 6. madde veya başka bağlantılı hükümlerinin kararın infazına etkisi ayrıca incelenmelidir. Örneğin yabancı ilamların tenfizinde 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, hizmet tespitinde 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, ceza hükümlerinde ise 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun özel düzenleme niteliği taşır.
Kira hukukundaki eski uygulama değerlendirilirken 6570 sayılı Kanun ve özellikle 11. madde üzerinden geliştirilen içtihatların da geçmiş uyuşmazlıklar bakımından önem taşıdığı görülmektedir. Bu nedenle karar tarihi ve uyuşmazlığa uygulanacak mevzuat dönemi göz ardı edilmemelidir.
Fer’i Alacaklarda Asıl Hükme Bağlılık Neden Önemlidir?
Vekâlet ücreti, yargılama gideri ve bazı tazminat kalemleri para alacağı görünümünde olduğu için uygulamada sıkça asıl hükümden bağımsız takip konusu yapılmak istenir. Ancak bu alacaklar kararın esas kısmının sonucu olarak hükmedilmişse, icra kabiliyetleri çoğu zaman asıl hükmün kesinleşme rejimine bağlıdır.
Örneğin tapu iptali ve tescil, boşanma, kira tespiti veya ceza mahkûmiyeti gibi kesinleşmesi gereken bir hükümde yer alan vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin ayrı bir para alacağı olduğu gerekçesiyle hemen icraya konulması takip iptali riski doğurabilir. Buna karşılık bağımsız bir para alacağı davasında kesinleşme şartı bulunmuyorsa fer’i giderler de genel icra rejimine göre değerlendirilebilir.
İlamlı İcra İçin Gerekçeli Kararın Tebliği Şart mı?
Gerekçeli kararın yazılması ve kanun yolu sürelerinin başlaması bakımından tebliğ önemlidir. 321. madde ve 2. fıkra kapsamında gerekçeli kararın hükmün açıklanmasını izleyen süre içinde yazılması öngörülmektedir. Bu süre 1 ay olarak belirtilmektedir.
Kanun yoluna başvuru süresi gerekçeli kararın taraflara veya vekille takip edilen işte vekile tebliğiyle başlar. Buna karşılık ilamlı icra, kanun yolundan bağımsız bir süreçtir. Karar icraya elverişli ve gerekçeli şekilde oluşturulmuşsa, özel olarak kesinleşme veya tebliğ şartı aranmayan durumlarda takip için ayrıca tebliğin beklenmesi gerekmeyebilir.
Yargılama Gideri ve Vekâlet Ücreti Kesinleşmeden İcra Edilebilir mi?
Burada temel kural, fer’i alacağın asıl hükmün hukuki kaderine bağlı olmasıdır. Kesinleşmesi gerekmeyen bir para alacağı hükmündeki vekâlet ücreti ve yargılama giderleri de genel olarak takip konusu yapılabilir. Ancak asıl hüküm kesinleşmeden icra edilemiyorsa fer’i nitelikteki vekâlet ücreti ve giderlerin de ayrı şekilde erkenden takibe konulmaması gerekir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 03.06.2020 tarihli, 2019/7924 E., 2020/3607 K. sayılı kararında ilamın bir bütün olduğu ve esas hüküm kesinleşmeden ona bağlı vekâlet ücreti ile yargılama giderlerinin de infaz edilemeyeceği yaklaşımı benimsenmiştir.
Kesinleşme ile Tehir-i İcra Aynı Şey midir?
Hayır. Kesinleşme şartı, kararın kanun gereği icraya elverişli hale gelmesi için beklenmesi gereken hukuki aşamadır. Tehir-i icra ise zaten kesinleşmeden icra edilebilen bir kararın kanun yolu incelemesi sırasında geçici olarak durdurulmasını sağlayan kurumdur.
Kesinleşmesi zorunlu bir ilam için teminat yatırarak tehir-i icra almaya çalışmak gereksizdir. Böyle bir karar takip konusu yapılmışsa esas çözüm, kesinleşme şartına aykırılığı icra mahkemesinde ileri sürmektir.
Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar
- Fer’i alacakları asıl karardan ayırmak: Kesinleşmesi gereken bir kararın vekâlet ücreti veya yargılama giderlerinin sırf para alacağı olduğu düşüncesiyle erkenden takibe konulması hatalı olabilir.
- Her taşınmaz kararını aynı görmek: Tapu iptal ve tescil kararı kesinleşme gerektirirken kira tahliyesi kararında aynı kural uygulanmaz.
- Tehir-i icra ile kesinleşmeyi karıştırmak: Kesinleşmeden icra edilemeyen bir karar bakımından ayrıca icranın geri bırakılması talep etmek gereksizdir.
- Nafaka ile boşanmaya bağlı tazminatı karıştırmak: Tedbir nafakası gibi acil geçim alacakları derhal uygulanabilirken boşanmanın eki maddi-manevi tazminat asıl hükme bağlı olabilir.
- Tespit kararını eda kararı gibi takip etmek: Salt tespit hükmü doğrudan bir ödeme emri içermediği için ilamlı icra kabiliyeti bulunmayabilir.
- Yabancı ilamı doğrudan icraya sunmak: Yabancı kararın Türkiye’de cebri icrası için tenfiz ve tenfiz kararının kesinleşmesi gerekir.
Kesinleşmeden İcraya Konulamayan Kararlar Hakkında Sık Sorulan Sorular
İlamlı icra için hükmün her zaman kesinleşmesi gerekir mi?
Hayır. Genel kural ilamların kesinleşmeden icra edilebilmesidir. Ancak taşınmazın aynına, şahsın hukukuna veya özel kanunla kesinleşme şartına bağlanmış konulara ilişkin kararlar bu kuralın istisnasıdır.
Taşınmazla ilgili bütün kararlar kesinleşmeyi bekler mi?
Hayır. Taşınmazın mülkiyetini veya ayni hakkını değiştiren hükümler kesinleşmeden icra edilemez. Kira ilişkisinden doğan tahliye kararı ise taşınmazın aynını değiştirmediği için kural olarak kesinleşmeden icra edilebilir.
Mülkiyetin tespiti kararı kesinleşmeden icra edilebilir mi?
Taşınmazın aynına bağlı mülkiyet tespiti hükümleri kesinleşmeden infaz edilemez. Eski usul düzenlemelerinde bu konu 443. madde ve 4. fıkra ile bağlantılı değerlendirilmiştir.
İşçilik alacağı kesinleşmeden icra edilebilir mi?
İşe iade ve hizmet tespiti gibi özel nitelikli kararlar dışında işçilik alacaklarına ilişkin para hükümleri kural olarak kesinleşmeden icra edilebilir.
Hizmet tespiti kararı kesinleşmeden uygulanabilir mi?
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu kapsamındaki hizmet tespiti kararlarında kesinleşme şartı aranır. Karar Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kesinleşme sonrasında uygulanır.
Kira tespit kararı ilamlı icraya konulabilir mi?
Kira tespit kararı doğrudan bir ödeme emri içermediğinden salt ilamlı icra takibine dayanak olmaz. Tespit edilen yeni bedel ve kira farklarının talep edilebilir hale gelmesi için kararın kesinleşmesi önem taşır.
Nafaka ilamı kesinleşmeden icra edilebilir mi?
Tedbir nafakası kesinleşme beklenmeden uygulanabilir. İştirak ve yoksulluk nafakalarının boşanma hükmüyle ilişkisi ve hüküm fıkrasının niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Ceza vekâlet ücreti kesinleşmeden icra edilebilir mi?
Ceza mahkûmiyetine bağlı vekâlet ücreti ve yargılama giderleri, asıl ceza hükmünün kesinleşmesine bağlıdır.
Yabancı mahkeme kararı Türkiye’de doğrudan icra edilebilir mi?
Hayır. 5718 sayılı Kanun kapsamında tenfiz kararı alınması ve bu tenfiz kararının kesinleşmesi gerekir.
Sayıştay ilamları kesinleşmeden tahsil edilebilir mi?
Hayır. 6085 sayılı Kanun uyarınca tazmin hükmünün kesinleşmesi beklenir.
Kesinleşmeden takip başlatılırsa ne yapılabilir?
Kesinleşmesi zorunlu bir karar hakkında erken takip başlatılmışsa icra mahkemesinde şikâyet yoluna başvurulabilir. Şartları varsa takip iptal edilir.
Kaynaklar ve İlgili Mevzuat
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu — T.C. Mevzuat Bilgi Sistemi
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — T.C. Mevzuat Bilgi Sistemi
- 4857 sayılı İş Kanunu — T.C. Mevzuat Bilgi Sistemi
- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun — T.C. Mevzuat Bilgi Sistemi
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — T.C. Mevzuat Bilgi Sistemi
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu — T.C. Mevzuat Bilgi Sistemi
- 6085 sayılı Sayıştay Kanunu — TBMM Kanun Bilgileri
- Yargıtay kararı — E. 2013/1419, K. 2015/829 — Yargıtay Karar Arama